Trafik kazasında hasara uğrayan aracın onarım/tamir süresi boyunca kullanılamaması ya da işletilememesi sebebiyle ortaya çıkan zarar, ticari araçlarda (taksi, otobüs, servis, minibüs ve diğer ticari araçlar) ticari kazanç kaybı, ticari olmayan araçlarda ise araç mahrumiyet tazminatı (ikame araç bedeli) tazminatının konusunu oluşturmaktadır.
Bu tazminatın/kazanç kaybının tazmini hususunda kazada kusuru bulunan araç sahibi ve sürücüsü müteselsil olarak sorumludur. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 24/10/2016 gün ve E:2014/10760 K:2016/9238 ve 25.12.2019 gün ve E:2018/24, K:2019/12495 sayılı kararları)
Ticari kazanç kaybı/araç mahrumiyet tazminatının, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 09.12.2019 gün ve E:2017/5583, K:2019/11651 sayılı kararında belirtildiği üzere; “davacının mahrumiyet zararının, aracın makul tamir süresi ile aynı vasıftaki aracın kiralanması için gerekli bedelin ne kadar olduğu belirlendikten sonra, davacının aracını kullanamadığı döneme ilişkin olarak bakım giderleri, amortisman vs. tasarruf ettiği miktarlar da düşülmek suretiyle hesaplanması” gerekmektedir.
Bu tazminat, hasar gören aracın günlük ikame (kiralama) bedeli ile onarımda kaldığı gün sayısı çarpılarak (örneğin, onarım süresi 10 gün ve ikame araç bedeli 500 TL olan bir araç için 10x500=5000 TL olarak hesaplanır) uzman eksperlerce hesaplanır. Kasko kapsamında kişiye araç verilmiş olması kazaya sebep veren kusurlu taraftan bu tazminatın istenmesine engel değildir.
Kazada hasara uğrayan aracın tamir süresince kullanılamaması nedeniyle talep edilen ikame araç bedeli (iş kaybı bedeli) zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatı dışında kaldığından, sigorta şirketlerinin bu zarardan sorumlu tutulması mümkün değildir. (Yargıtay
17. Hukuk Dairesi’nin 19.04.2018 gün ve E:2017/5631, K:2018/4390 sayılı kararı)
Ancak, sigorta şirketlerinin işlemleri nedeniyle onarım süresi uzayan ya da aracın perte çıkması nedeniyle hasar ödemesi geciken araçlarla ilgili de sigorta şirketlerinin sorumluluğuna gitmek mümkündür.