Tıbbi Hata/Tıbbi Malpraktis
Günümüzde tedavi maksadı ile başvurulan çeşitli tıbbi girişimlerin hastalarda başkaca beklenmeyen birtakım zararlara neden olması ve bu şekilde gerçekleşen zararların artması nedeni ile hukuksal korumaya sıkça ihtiyaç duyulmaktadır.
Tıbbi girişimlerin neden olduğu ceza sorumluluğunun temeli tıbbi hatalardır. Tıbbi hatalar, doktrinde tıbbi malpraktis olarak adlandırılmaktadır.
Tıp bilimi ve mesleğinin gereklerine aykırı şekilde yapılan bütün uygulamalar tıbbi hata olarak adlandırılırken, hekimin mesleğini icra etmesi dolayısıyla yaptığı tıbbi girişimde, tıp mesleğinin ve bilimin kural ve gereklerine uymaması nedeniyle hastasının hayatı veya sağlığına zarar vermesi ise tıbbi malpraktis olarak tanımlanmaktadır.
Tıbbi Malpraktis kavramı, bizim hukukumuzda tıbbın kötü uygulanması, kötü hekimlik uygulamaları veya tıpta yanlış uygulamalar şeklinde açıklanmakta ve Türk Tabipler Birliğinin yayımladığı Hekimlik Meslek Etiği Kurallarının 13. Maddesinde Bilgisizlik, deneyimsizlik ya da ilgisizlik nedeniyle bir hastanın zarar görmesi "hekimliğin kötü uygulaması" olarak tanımlanmaktadır.
Tıbbi hatanın temelini, bilgisizlik deneyim veya beceri eksikliği, dikkatsizlik ya da ilgisizlik oluşturabilir. Tıbbi hatalar teşhiste veya tedavi yönteminin belirlenmesinde ya da belirlenen yöntemin uygulanmasında ortaya çıkabilir. Tıbbi hata nedeniyle hastada ortaya çıkan zarardan hekimin sorumluluğu doğmaktadır.
Fakat tedavi sırasında ortaya çıkan her zararlı sonuca doktor hatası demek mümkün değildir. Hekimin tıp bilimi ve meslek verilerine uygun davrandığı ve zararlı sonucun ortaya çıkmaması için gerekli önlemleri aldığı durumlarda da hastada beklenmeyen zararlar meydana gelebilir. Bu durumlarda tıbben benzer girişimlerde meydana gelme olasılığı yüksek kabul edilen riskler yani komplikasyonlar
karşımıza çıkmaktadır. Hekim tıbbi girişimlerini bilim ve meslek kurallarına uygun yerine getirdiği taktirde ortaya çıkan komplikasyondan sorumlu tutulmaz. Komplikasyon dolayısıyla hekimin sorumluluğunun meydana gelmesi için benzer tıbbi vakalarda öngörülenlerden farklı bir riskin meydana gelmesi veya öngörülen komplikasyon sonucunda olumsuz neticeyi önlemek amacıyla gereken tedbirleri almada bir kusurunun bulunması gerekmektedir.
Tıbbi Girişimler Nedeniyle Hukuki ve Cezai Sorumluluk
-Hukuki Sorumluluk
Tıbbi girişimler nedeniyle hukuki sorumluluğun temeli hukuka aykırı davranış veya sözleşmeye aykırı davranış olarak karşımıza çıkmaktadır.
Hukuki sorumluluğun bulunduğu hallerde, zarar gören gerçek veya tüzel kişi, sorumludan zararın giderilmesini veya tazmin edilmesini talep hakkına sahiptir. Zarar görenin bu isteği karşılanmazsa, hukuk mahkemelerine başvurarak zararının giderilmesini veya tazminini isteme hakkı bulunmaktadır. Bu durumda haksız fiilin faili olan, hatalı tedavi uygulayan hekim veya hastaneler mahkemece
hükmedilen miktarda tazminatı ödemek zorunda kalmaktadır.
-Cezai Sorumluluk
Her hukuka aykırı insan davranışı cezai sorumluluk doğurmaz. Bir eylem kanunlarda suç olarak tanımlanmışsa cezai sorumluk doğmakta aksi halde yalnızca hukuki sorumluluk yani tazmin sorumluluğu doğmaktadır. Bu noktada cezai sorumluluk gerektiren her eylemin hukuki sorumluluğu da gerektireceği, ancak her hukuki sorumluluk doğuran eylemin mutlaka cezai sorumluluğa neden
olmayacağı ifade edilebilir.
Bu noktada doktor uygulama hatası, mağdura karşı taksirli veya kasıtlı bir hareketle işlendiğinde suç teşkil etmektedir. Doktorun suç teşkil eden fiili neticesinde yaralanma meydan gelmişse taksirle yaralama suçu, ölüm meydana gelmişse taksirle ölüme neden olma suçu işlenmiş olur. Aynı şekilde kasıtlı yapılan tıbbi hatalarda da meydana gelen neticeye göre kasten yaralama veya kastan
öldürme suçları işlenmiş olacaktır.
Hekim, Diş Hekimi, Eczacı, Ebe, Hemşire, Klinik Psikolog, Fizyoterapist, Hastabakıcı, Odyolog, Diyetisyen gibi tüm sağlık meslek mensuplarının görevlerini gerçekleştirirken sebep oldukları tıbbi hatalar dolayısıyla meydana gelen zararlardan sorumluluğu bulunmaktadır.
Detaylı bilgi ve danışma için bize ulaşın!