Araç sahiplerinin birçoğu, geçirmiş oldukları trafik kazası sonucu araçlarının pert olması veya çalınması hallerinde, gerek bilgisizlikten gerekse de içlerinde bulunduğu durumdan bir an önce kurtulmak düşüncesiyle sigorta şirketlerinin teklif ettikleri bedelleri kabul etmektedirler.
Sigorta şirketleri kişilerin konu hakkındaki bilgisizliklerinden veya içinde bulundukları durumdan yararlanarak genellikle düşük fiyat teklif etmekte, kişilerin itiraz etmeleri halinde teklif ettikleri fiyatı arttırmaktadırlar.
Kişiler, Türkiye Sigorta Birliği’nin yayınlamış olduğu kasko değer listesinde araçlarının kasko değerini görebilmektedirler.
Sigorta şirketlerince poliçeye “kasko değerinden yüksek olmamak kaydıyla piyasa bedeli ödenir” gibi ifadeler eklerle, ancak bu eklemelerin kabul edilmediği Sigorta Tahkim Komisyonu kararları mevcuttur.
Aracın pert olarak kabul edilmesi durumunda, ilgili sigorta şirketleri tarafından teklif edilen kısmın ilgili tarafından kabul edilmesi halinde kabule ilişkin mutabakatname imzalanırken “Fazlaya ilişkin alacaklarımın saklı kalması kaydıyla kabul ediyorum veya … numaralı hasar dosyasındaki tüm yasal haklarımın saklı kalması kaydıyla imza ediyorum” şeklinde ifadenin yazılması sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin rayiç bedelin altında olduğu durumlarda aradaki farkın Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurularak alınması için gereklidir.
Sigortacı Türk Ticaret Kanunu’nun 1459. maddesi gereği gerçek zarardan sorumlu olduğuna göre ve Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları’nın 3.3.1.2.maddesindeki; “Onarım masraflarının sigortalı taşıtın rizikonun gerçekleştiği tarihteki değerini aşması ve aynı zamanda eksper raporu ile taşıtın onarım kabul etmez bir hale geldiğinin tespit edilmesi durumunda, araç tam hasara uğramış sayılır. Aracın tam hasara uğraması halinde, sigortacının azami sorumluluk haddini geçmemek üzere, hasar anındaki sigorta değeri ödenir.” hüküm gereğince sigorta şirketleri pert durumundaki aracın sahibine, aracın kaza tarihindeki rayiç değerini ödemek zorundadır.
Konuya ilişkin olarak, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nce verilen 19.02.2019 gün ve E:2016/2925, K:2019/1709 sayılı kararda; “Bu durumda, mahkemece davacının gerçek zararın belirlenmesi bakımından; konusunda uzman bilirkişiden, hasar dosyası, ekspertiz raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı aracının kaza tarihindeki piyasa rayiç değeri yönünden, eksper raporu ile hükme esas alınan bilirkişi raporu arasında oluşan çelişkinin de irdelenip giderilecek şekilde ayrıntılı, çelişkiyi giderici, denetlemeye elverişli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.” belirlemesine, yine aynı Daire’nin 15.05.2019 gün ve E:2016/11660, K:2019/6174 sayılı kararında ise; “Bu durumda mahkemece, ilgili ceza dosyası dosya arasına alındıktan sonra, kusur ve hasar konusunda uzman bilirkişiden, dosya arasında yer alan … 2. Sulh Hukuk Mahkemesi dosyası, ceza dosyasındaki ve işbu dosyadaki mevcut tüm deliller birlikte değerlendirilerek, kusur durumunun ve aracın hasarının ne
olduğu aracın tamirinin ekonomik olup olmadığının, ekonomik ise tamir bedelinin, ekonomik değilse; aracın kaza tarihindeki 2. el piyasa rayiç bedelinden sovtaj değerinin mahsubu ile gerçek zarar miktarının hesaplanması konusunda ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınarak, varılacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.” belirlemesine yer verilmiştir.